Çevre ve Orman Bakanlığı, Türkiye'de 135'i uluslararası önemde toplam alanı 1 milyon hektarı aşan 300'den fazla sulak alan bulunduğunu, sulak alanların yok olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını bildirdi.
Bakanlıktan, 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü dolayısıyla yapılan açıklamada, sulak alanların önemi, korunması ve akılcı kullanımı konularında kamuoyu bilincini geliştirmek amacıyla Ramsar Sözleşmesi'nin imzaya açıldığı 2 Şubat'ın "Dünya Sulak Alanlar Günü" olarak kutlandığı, bu yılın ana temasının "İklim Değişikliği ve Sulak Alanlar" olarak belirlendiği kaydedildi.
Açıklamada, "Ülkemizde toplam alanı 1 milyon hektarı aşan 300'den fazla sulak alan bulunmaktadır. Bakanlığımızca uluslararası kriterler dikkate alınarak yapılan değerlendirmelere göre, bu alanların 135'i uluslararası öneme sahiptir" denildi.
"SULAK ALANLARIN YOK OLDUĞU İDDİASI GERÇEK DIŞIDIR"
Türkiye'nin Ramsar Sözleşmesi'ne 1994 yılında taraf olduğu ve bu güne kadar Sultan Sazlığı, Seyfe Gölü, Burdur Gölü, Manyas (Kuş) Gölü ve Göksu Deltası, Akyatan Lagünü, Kızılırmak Deltası, Uluabat Gölü ve Gediz Deltası, Yumurtalık Lagünü, Meke Gölü, Kızören Obruğu ve Kuyucuk Gölü olmak üzere 13 sulak alanı sözleşme listesine dahil ettirdiği bildirildi. Açıklamada, sulak alanların yok olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığı belirtildi.
Türkiye'nin, Ramsar Sözleşmesi ile başta sözleşme listesine dahil ettirdiği bu 13 alan olmak üzere, sınırları içerisindeki bütün sulak alanları korumayı, geliştirmeyi ve akılcı kullanmayı uluslararası düzeyde taahhüt ettiği vurgulanan açıklamada, sulak alanlarla ilgili çalışmalar hakkında bilgi verildi.
ADIYAMAN GÖLBAŞI DAHİL UYGULAMALAR 16 ALANDA SÜRÜYOR
Çalışmaların Ramsar Sözleşmesi ve Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği doğrultusunda yürütüldüğü belirtilen açıklamada, bu kapsamda Bakanlık koordinasyonunda başlatılan "Sulak Alan Yönetim Planları" çalışmalarının önem taşıdığı belirtildi.
Açıklamada, bu çalışmalar çerçevesinde hazırlanan Kuş (Manyas) ve Uluabat Gölleri, Göksu Deltası, Gediz ve Kızılırmak Deltaları, Yumurtalık Lagü nü, Akşehir-Eber Gölleri, Burdur Gölü, Sultan Sazlığı, İğneada Longozu, Gölbaşı (Adıyaman) Gölleri, Eğirdir Gölü, Ereğli Sazlıkları, Bafa Gölü, Beyş ehir Gölü, Acarlar Longozu yönetim planı başta olmak üzere 16 alanda uygulamaların devam etttiği kaydedildi.
Geçen yıl sonu itibarıyla Seyfe Gölü, Karakuyu Sazlıkları, Akyatan ve Tuzla Lagünleri, Gökgöl ve Işıklı Göl olmak üzere 4 alanda yönetim planlarının 1. aşamasının tamamlandığı ifade edilen açıklamada, bunun dışında Ekşisu Sazlıkları, Efteni Gölü, Kuyucuk Gölü, Yeniçağa Gölü, Hazar Gölü olmak üzere 5 alanda planlama çalışmalarının devam ettiği belirtildi.
Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği kapsamında sulak alanlarda Koruma Bölgesi belirleme çalışmaları yapıldığı hatırlatılan açıklamada, bugüne kadar toplam 31 alanda Sulak Alan Koruma Bölgesi belirlendiği ve bunun Ulusal Sulak Alan Komisyonunda onaylanarak yürürlüğe girdiği bildirildi.
Açıklamada, Türkiye'deki kuş göç hareketlerinin belirlenmesi amacıyla sivil toplum kuruluşlarıyla ortak proje yürütüldüğü de belirtildi.
1. Ulusal Sulak Alan Stratejisinin 2003-2008 yılları arasında uygulandığı, II. Ulusal Sulak Alan stratejisinin ise 2010-2014 yılları için hazırlanma aşamasında bulunduğu ifade edildi.
BİLİNÇSİZ İNSAN MÜDAHALELERİ
Açıklamada, sulak alan ekosistemlerinin, yağmur ormanlarından sonra yeryüzünün en üretken ekosistemlerinden olduğu belirtilerek, şunlar kaydedildi: "İnsanoğlunun yararına birçok işlevi bulunan sulak alanlar tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de özellikle kuraklık ve küresel ısınma tehdidi altındadır. Bunun yanı sıra bilinçsiz insan müdahaleleri ile bu alanlardaki bozulma süreci hız kazanmaktadır.
Bakanlığımız, bir taraftan su ve toprak kaynaklarının 'sürdürülebilir kalkınma' ilkeleri çerçevesinde, ülkemizin içinde bulunduğu şartlar ve eldeki imkanlar dahilinde geliştirilmesi ve akılcı yönetilmesi yolunda büyük çaba göstermekte, diğer taraftan da gerek tesislerden faydalanan ve çevresinde yaşayan insanlar, gerekse bu kaynakların bünyesinde barınan diğer canlılar açısından büyük önem taşıyan sulak alanların korunup geliştirilmesine özel önem vermektedir."