09 Eylül 2010 Perşembe
Arama:
ANA SAYFAHAFTANIN MEKTUBUBİZE YAZINE-MAILÇEVRECİ ÖRGÜTLER
 
Ana Sayfa  >  RÖPORTAJLAR

28 Ekim 2008 Salı
"Yeşil Sayfa" projesi nasıl doğdu?
 

Biyolog kimliğimle tanınmak isterim

Röportaj: Betül Antılbaşak

Yeşilçam'ın unutulmaz oyuncusu Ediz Hun, bir ilke imza atıyor. Bir dönem milletvekilliği de yapan ünlü aktör, akademisyen kimliğiyle, sizlerle buluşmanın arifesinde Büyükada'daki evinin kapısını Türkiye'ye açtı...

Türkiye'de yaşayıp da "Ediz Hun"u tanımayanımız yoktur. Hele de orta yaş ve üstü sinema seyircisi onun filmleriyle büyümüştür. Ama birçok kişi onun kariyer sahibi değerli bir "biyolog" olduğunu bilmez. ANAP'tan siyasete atıldığı yıllarda kamuoyunun karşısına "çevreci" bir milletvekili olarak çıksa da, onun BİLİM ADAMI kimliği pek bilinmemiş, günlük siyasetin kargaşasında, hak ettiği değeri görememiştir. Ediz Hun işte bu sayfada "Böyle anılmak isterim" dediği BİLİM ADAMI kimliği ile karşınıza geliyor. Biyolog ve çevreci Ediz Hun, birikimlerini sizlerle paylaşmaya hazırlanıyor… Küresel ısınma ve insanoğlunun yol açtığı ekolojik tahribata dikkat çekmeye, çözüm önerileri sunmaya ve "çevrecilerle" dayanışma içinde anlamlı bir hizmete başlıyor...

Ediz Hun'u, Büyükada'daki 3 katlı şirin evinde, Genel Yayın Müdürümüz Nuh Albayrak ile birlikte ziyaret edip, Marmara sahiline hakim terasında, ilginç kaktüslerin arasında sıcak bir sohbete daldık…
Sohbetimizin başında "Siz ünlü bir aktörsünüz. Biyolog olmak nereden aklınıza geldi?" diye sormadan edemedim.. Öyle ya, "Aktör Ediz Hun" olarak büyük bir şöhreti kenara bırakıp Norveç gibi uzak ve soğuk bir ülkeye "okumaya" gitmek, pek öyle alışılmış bir durum değildi. Üstelik kaç kişi şöhreti, sonu belli olmayan bir kariyer yolculuğuna tercih ederdi?..
Bu soruma, "Ben ünlü bir aktör olmadan önce de çevreye karşı duyarlı biriydim" diyerek başladı: "Hayatta tek bir tercih hakkım olsaydı bilim adamı olarak çalışmak isterdem. Tabii (gülümsüyor) Hollywood söz konusu olsaydı farklı düşünebilirdim… Bilim adamı olarak vereceğim hizmetlerle sağlayacağım faydanın çok daha fazla olacağını düşünüyorum…"

YARIŞMAYLA GELEN ŞÖHRET

Bundan 25-30 yıl önce, bırakın Türkiye'yi dünyada 'çevre'nin fazla ilgi görmediği bir dönemde, şöhreti bir kenara bırakıp eğitim almak nereden aklınıza geldi?
E.H: Aslına bakarsanız benim sinemaya girişim bir tesadüftü. 1963 yılında Ses Dergisi'nin açtığı yarışmaya katıldım. Acar Film'in Müdürü Selahattin Sürmeli, "sen de katıl yarışmaya" dedi. 22 yaşındaydım, o yaştaki bir gencin heyecanıyla fotoğraf çektirrip yarışmaya katıldım ve birinci oldum. Kısa sürede bir çok film çevirip, izleyicilerimizin beğenisini kazandık. Ancak daha çocukluğumdan beri çevre konularına ilgim vardı. Benim esas seçimim biyoloji ve tabiattaki çeşitlilik üzerineydi. Hatta Norveç'te eğitimime başlamadan evvel iguanaların suni ortamlarda üretilmesi ile ilgili bir çalışma yaptım. Bu çalışmam İsveç ve Norveç'teki çeşitli üniversite ve bilim kurullarında büyük ilgi gördü.

İGUANA DENEYİ SES GETİRDİ

Nasıl yani, bu çok ilginç. İguanalarla ne işiniz olur ki?
Diyorum ya, çocukluğumdan beri çevre konuları, böcekler, hayvanlar ilgimi çekerdi. İguanalar kendi tabii ortamlarında ürerler. O dönemler suni ortamda gelişebilmeleri için yapılan çalışmalarda başarı elde edilemiyordu, ben bunu başardım. Kendi camekanlarımda onları ürettim. Makro objektifle fotoğraflarını çektim. Konu ile ilgili yazdığım makaleler yayınlandı ve bir çok üniversiten okumak üzere davet aldım. Norveç'te Oslo Üniversitesi'ni tercih ederek biyoloji ve çevre bilimleri konusunda eğitim aldım. Uzun yıllar Norveç'te bulundum ve ülkemize döndüğümde Marmara Üniversitesi'nde ders vermeye başladım. Şu an yürekten inanıyorum ki bugün yurt dışında yaşıyor olsaydım, orada bilime verilen destekle başarılı bir bilim adamıydım.

FİLM SETİNDEN MECLİS'E

Ülkemizde çevrecilik konusunda da büyük roller üstlendiniz...
Evet, 1991-93 yıllara arasında Çevre Bakanlığı Başdanışmanlığı ve İstanbul Çevre İl Müdürlüğü görevlerini yürüttüm.. 1996'da 'Doğal Dengenin Korunması' konularında yurt içi ve dışında konferanslar vermeye başladım. 1999'da ise ANAP'tan milletvekilli oldum. Şu anda da Okan ve Bahçeşehir üniversitelerinde çevre ve ekolojik denge konularında dersler veriyorum.
Seminerler de var...
Evet, bir çok şirkete tabiatın korunması ve çevre çalışmalarıyla ilgili seminerler veriyorum. Bilinçli hareket etmeleri için bilgilendirme toplantıları yapıyoruz.

KÜRESEL ISINMA DEDİKLERİ ŞEY ASLI NE?


Gündemimizden düşmeyen konulardan birisi de susuzluk. Küresel ısınmayı neye bağlıyorsunuz?
En önemli çevre problemlerinin başına su sıkıntısını koyabiliriz. Küresel ısınmanın insan eliyle olan kısmı son 50-60 senedir önemli boyutta. Susuzluk iklim değişikliklerinin sonucu. İklim değişikliği, metan gazı karbondioksit emisyonlarının artması sonucu ortaya çıkıyor. Zaten küresel ısınma değil, küresel iklim değişikliği demek lazım. Dünyada 1 derecelik artış bile çok şeyi değiştirir. Bunda küresel ısınmanın insan eliyle olmayan kısmının da etkileri var.

OKUYUCUYLA BİLGİ PAYLAŞIMI

Sanırım hepimize düşen görevler var.
Gayet tabii. Biyolojik sistemlerin gelecek nesillere en iyi şekilde aktarılması lazım. Eğitimlere ağırlık verilmeli. Bireysel çabaları artırmak ve çevreyi sevdirebilmek için insanları daha çocuk yaşlarda bilinçlendirmeliyiz. Bunun içinde tabiat müzeleri, botonik bahçeleri yapmalıyız. Üretim tesislerinin daha verimli çalıştırılması gerekir, çevreci politikalar üretmeliyiz.
Okuyucularımıza mesajınız var mı?
Okuyucularımızla bilgilerimizi paylaşacağız. Diğer taraftan onların heyecanları ve duyarlılıkları ile interaktif bir ortamda ilişki kuracağız. Çevre ile ilgili merak ettikleri, bilmek istedikleri birçok konuda onları bilinçlendirmeye çalışacağız.

BAHÇESİNDE 3 BİN 500 KAKTÜS YETİŞTİRİYOR

Ediz Hun'un Büyükada'daki evi 'saklı bir cennet' gibi. Her bir metrekaresinde ayrı bir güzellik saklı. Ancak kaktüs bölümü ayrı bir yere sahip. Bahçesinde tam 3 bin 500 çeşit kaktüs yetiştiren Hun, "Avrupa'da amatör kaktüs bahçeleri arasında 10'uncu sıradayım. Özel bir merak bu benim için, her biri ile tek tek ilgileniyorum" diyor...

BOTANİK BAHÇESİ

Böğürtlen gibi yabani meyveleri yetiştiren Ediz Hun, Türkiye coğrafyasında esamesi bile okunmayan Kokoz Palmiyesi, Nolina, Karabiber Ağacı, California'nın Blue Palm'ı gibi ağaçları bahçesine taşımış.

....................

BU SAYFA BÖYLE DOĞDU
"Küresel ısınma"nın "yöresel ısınma"yı da geçerek âdeta, "ulusal yangın"a  dönüştüğü bugünlerde kaliteli bir "Çevre Sayfası"nın gerekliliğine karar verdik. Ve bize bu konuda katkı sağlayacak "kaliteli bir çevreci" arama çalışmalarımız bizi sayın Ediz Hun'a götürdü. Kendisini, Büyükada'da bulunan ve tam bir "minyatür ekolojik park"ta yer alan evinde ziyaret ettik, "Kuruyan göller, susuz kalan insanlar, hayvanlar hatta bitkiler, kirlenen denizler, katledilen yeşillikler ve doğrudan hayatımızı etkileyen daha birçok şey sizin için önemli ise buyurun göreve..." dedik. Sayın Ediz Hun beyefendi de, "Ben doğuştan çevreciyim, tesadüfen sanatçıyım. Bunlar elbette benim için önemli ve bu uğurda 6 yaşımdan beri; değil Türkiye'de dünyada bile henüz 'çevre endişesi' yaşanmayan günlerde başlamıştım ben bu mücadeleye..." dedi. Çok güzel sonuçlar sağlayacağına inandığımız bu iş birliği işte böyle başladı.
Hayırlı olsun...
N.A.

 

 

 

 

Hits : 680

 

« Geri dönmek için tıklayınız.

ANA SAYFAHAFTANIN MEKTUBUBİZE YAZINE-MAILÇEVRECİ ÖRGÜTLER
Copyright [c) 2008. Türkiye Gazetesi - Her Hakkı Saklıdır. Designed and Hosted by İhlas Net